İş hayatında özellikle işverenler, İK profesyonelleri ve yöneticiler arasında oldukça yaygın olan ancak ciddi hukuki riskler barındıran bir kavram karmaşası yaşanmaktadır: “İş sözleşmesini arabulucuda feshetmek.” Uygulamada birçok işveren, arabuluculuğu tek başına bir işten çıkarma veya iş akdini sona erdirme yöntemi olarak görmektedir. Oysa bu yaklaşım tamamen hatalıdır.
Arabuluculuk Nedir, Ne Değildir?
Arabuluculuk bir fesih türü veya işten çıkarma yöntemi değildir. Arabuluculuk; gerçekleşmiş bir feshin veya tarafların karşılıklı anlaşmasının (ikale) ardından doğan uyuşmazlıkları, hak ve parasal alacakları çözüme kavuşturan dostane bir hukuki mekanizmadır.
Hukuken Doğru Süreç Kronolojisi Nasıl Olmalıdır?
Sağlıklı ve ileride dava konusu yapıldığında sakatlanmayacak bir sürecin yürütülebilmesi için işlemlerin sırasıyla iki ayrı aşamada tamamlanması şarttır:
- İlişkinin Sona Ermesi (Fesih veya İkale): Öncelikli olarak iş akdini sona erdiren irade beyanı ortaya konmalıdır. İşveren geçerli/haklı nedenle fesih yoluna gidebilir veya taraflar karşılıklı anlaşarak (ikale) sözleşmeyi bitirebilir. Feshin hukuki nedeni, kıdem ve ihbar şartları baştan netleşmelidir.
- Gerçek Bir Müzakere ile Arabuluculuk Süreci: Fesih gerçekleştikten veya anlaşma zemini oluştuktan sonra, taraflar özgür iradeleriyle ve gerçek bir müzakere yürüterek arabulucu masasına oturur. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai veya işe iade gibi haklar bu müzakere neticesinde karara bağlanır.
Yargıtay ve BAM Kararları Doğrultusunda İşveren Riskleri
Son dönem Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları incelendiğinde, yargının arabuluculuk tutanaklarına yaklaşımında son derece net bir çizgi görülmektedir.
Mahkemeler;
- Fesih günü ile aynı gün alelacele masaya oturtulan,
- Öncesinde taraflar arasında oluşmuş gerçek bir uyuşmazlık ve müzakere barındırmayan,
- İşçiye düşünme süresi veya imkanı tanınmayan,
- İşçiye makul bir yarar sağlanmayan veya irade fesadı altında imzalatıldığı anlaşılan
arabuluculuk tutanaklarını GEÇERSİZ saymaktadır.
Anlaşma tutanağının mahkemece geçersiz sayılması durumunda işveren; geçersiz fesih, işe iade, boşta geçen süre tazminatı ve diğer işçilik alacakları riskleriyle baş başa kalmaktadır.
Sonuç olarak; arabuluculuk tutanağı, usulsüz veya hatalı kurgulanmış bir feshin üzerini örten bir kılıf değil; usulüne ve hukuka uygun şekilde yürütülmüş bir sürecin teminatıdır.
