Kefil Olurken Nelere Dikkat Edilmeli? Kefaletin Geçerlilik Şartları

Bir yakınınız kredi kullanırken, işyeri kiralarken veya ticari bir işlem yaparken sizden kefil olmanızı isteyebilir. “Sadece formalite, borcu zaten ben ödeyeceğim” denilmesi, imzaladığınız belgenin hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz.

Kefillik, yalnızca borçluyu tanıdığınızı belirten bir imza değildir. Koşulları gerçekleştiğinde borcun sizin malvarlığınızdan tahsil edilmesine yol açabilir. Bu nedenle imzadan önce hem kefaletin geçerlilik şartları hem de üstlenilen sorumluluk incelenmelidir.

Kefalet sözleşmesi nedir?

Kefalet sözleşmesiyle kefil, borçlunun borcunu yerine getirmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel sorumluluk üstlenir.

Kefalet, mevcut bir borç için kurulabileceği gibi gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borcu da kapsayabilir. Bu nedenle yalnızca o gün kullanılan krediye değil, sözleşmenin hangi borçları güvence altına aldığına da bakılmalıdır.

Sadece imza atmak kefaletin geçerliliği için yeterli mi?

Hayır. Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi kefalet için özel şekil şartları öngörür.

Kefalet sözleşmesi yazılı yapılmalı; kefilin sorumlu olacağı azami tutar ve kefalet tarihi belirtilmelidir. Ayrıca kefil;

  • Sorumlu olacağı azami tutarı,
  • Kefalet tarihini,
  • Müteselsil kefil olacaksa bu sıfatla yükümlülük altına girdiğini gösteren ifadeyi

kendi el yazısıyla yazmalıdır.

Hazır basılı sözleşmenin altına yalnızca imza atılması, kanunun aradığı el yazısı koşullarının yerini tutmaz. Sözleşmenin tamamının el yazısıyla yazılması ise gerekmez.

Kira sözleşmesindeki kefillik de aynı şartlara tabi mi?

Kira sözleşmesinde kefil olunması da şekil şartlarından bağımsız değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30 Eylül 2025 tarihli kararında, azami tutar ve kefalet tarihi kefilin el yazısıyla belirtilmediği için kira kefaleti geçersiz değerlendirilmiştir. Talep edilen kira alacağının ilk sözleşme dönemi içinde doğmuş olması da bu eksikliği gidermemiştir.

Dolayısıyla “Kefil, en azından ilk yılın borcundan sorumludur” denilmeden önce kefaletin geçerli kurulup kurulmadığı incelenmelidir.

Kira sözleşmesi uzadığında kefalet de uzar mı?

Kira sözleşmesinin uzaması, kefaletin de kendiliğinden uzadığı anlamına gelmez.

Örneğin bir yıllık kira sözleşmesine verilen geçerli kefaletin uzayan dönemleri de kapsaması için, bu sorumluluğun sözleşmede açıkça kararlaştırılması gerekir. Ayrıca uzayan dönemlerde kefilin azami hangi süre ve hangi tutarla sorumlu olacağı belirlenmelidir.

Yargıtay uygulamasında, kefili süresi ve kapsamı belirsiz bir yükümlülük altında bırakan hükümler yeterli kabul edilmez. “Kiracı taşınmazı boşaltıncaya kadar kefalet devam eder” gibi bir ifade, tek başına sınırsız sorumluluk doğurmaz.

Bu nedenle, bir yıllık kira sözleşmesinde uzayan dönemlere ilişkin geçerli bir kefalet düzenlemesi yoksa kefilin sorumluluğu ilk sözleşme dönemiyle sınırlı kalabilir.

Ancak burada “Kira kefaleti kanunen en fazla bir yıl geçerlidir” şeklinde genel bir kural bulunmadığına dikkat edilmelidir. Sonuç; ilk sözleşmenin süresine, kefaletin içeriğine, şekil şartlarına ve uzayan dönemlere ilişkin düzenlemeye göre değişir.

Evli kişinin kefil olması için eşinin rızası gerekir mi?

Kural olarak evli kişinin kefil olabilmesi için eşinin yazılı rızası gerekir. Rıza, kefalet sözleşmesinden önce veya en geç sözleşme kurulurken verilmelidir.

Ancak kanunda istisnalar vardır. Kanundaki koşulları taşıyan işletme veya şirket bağlantılı kefaletler ile bazı esnaf ve kooperatif kredilerine ilişkin kefaletlerde eş rızası aranmayabilir. Mahkemece ayrılık kararı verilmesi veya yasal ayrı yaşama hakkının bulunması da ayrıca değerlendirilir.

“Ticari borca kefil oluyorum, eşimin rızası gerekmez” şeklinde genel bir kabul doğru değildir. İstisnanın kişiye ve işleme uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir.

Eş rızasının gerekmediği bir durumun bulunması, el yazısı gibi diğer geçerlilik şartlarını ortadan kaldırmaz.

Müteselsil kefil olmak ne anlama gelir?

Müteselsil kefalet, alacaklının kefile başvurma koşulları bakımından önemlidir.

Kanundaki koşullar gerçekleştiğinde alacaklı, önce asıl borçluya karşı takip yapmadan müteselsil kefile başvurabilir. Borçlunun ödemede gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması bu değerlendirmede önem taşır.

Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda ayrıca özel kurallar bulunur. Bu nedenle “Her durumda önce borçlu takip edilir” düşüncesiyle hareket edilmemelidir.

Kefalet ne kadar süre devam eder?

Türk Borçlar Kanunu’nun 598. maddesine göre gerçek kişinin verdiği kefalet, kural olarak sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden sona erer. Kanuna uygun uzatma veya yeni kefalet verilmesi ayrıca değerlendirilir.

Bu düzenleme, her kefaletin mutlaka on yıl süreceği anlamına gelmez. Daha kısa süre kararlaştırılması, asıl borcun sona ermesi veya başka bir sona erme sebebi de önemlidir.

Bir yıllık kira sözleşmesine kefil olmak, otomatik olarak on yıllık kira borcunu üstlenmek değildir. Önce hangi dönemlerin kefalet kapsamına alındığı belirlenmelidir.

Eski tarihli sözleşmelerde sözleşme tarihi ve geçiş hükümleri de ayrıca incelenmelidir.

İmzadan önce neleri kontrol etmelisiniz?

  • Kimin, hangi borcuna kefil oluyorsunuz?
  • Kefalet mevcut borcu mu, gelecekteki borçları da mı kapsıyor?
  • Azami tutar ve tarih açıkça belirtilmiş mi?
  • Adi kefil mi, müteselsil kefil mi oluyorsunuz?
  • Kefaletin süresi belirli mi?
  • Kira ilişkisinde uzayan dönemler de kapsama alınmış mı?
  • Eş rızası gerekiyor mu?
  • Belgede boş bırakılmış alanlar var mı?
  • İmzalı belgenin ve eklerinin bir örneğini aldınız mı?

Boş veya sonradan doldurulacak belgeyi imzalamayın. Borçlunun sözlü güvenceleri yerine, üstlendiğiniz yükümlülüğü belgenin kendisinden değerlendirin.

Sonuç

Kefil olmak, kişisel malvarlığını etkileyebilen bir yükümlülüktür. Tutar, tarih, kefalet türü, eş rızası ve süre imzadan önce birlikte kontrol edilmelidir.

Kira sözleşmelerinde ise ayrıca ilk dönem ile uzayan dönemler ayrılmalıdır. Kiranın devam etmesi, kefilin sorumluluğunun da aynı şekilde devam ettiğini göstermez.

Bir ödeme talebi veya icra takibiyle karşılaşıldığında yalnızca imzanın varlığına bakılmamalı; kefaletin geçerliliği, sorumluluk kapsamı ve alacaklının başvuru koşulları incelenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Kefalet sözleşmesinin tamamını el yazımla mı yazmalıyım?

Hayır. Ancak azami tutar, kefalet tarihi ve varsa müteselsil kefalet ifadesi bakımından kanunun aradığı el yazısı şartları yerine getirilmelidir.

Kira sözleşmesinde kefillik yalnızca bir yıl mı geçerlidir?

Her durumda değil. Bir yıllık sözleşmede uzayan dönemler için geçerli bir kefalet düzenlemesi yoksa sorumluluk ilk dönemle sınırlı kalabilir. Daha uzun süreli sorumluluk için sözleşmenin içeriği ve geçerlilik şartları değerlendirilir.

“Kiracı çıkıncaya kadar kefilim” yazılması yeterli mi?

Tek başına yeterli değildir. Uzayan dönemlerde sorumluluğun azami süresi ve tutarı belirlenmeden kefilin belirsiz ve sınırsız yükümlülük altında bırakılması kabul edilmez.

Eşimin rızasını sonradan alabilir miyim?

Eş rızasının gerekli olduğu durumlarda rıza, sözleşmeden önce veya en geç kurulması sırasında verilmelidir. Sonradan alınacak onaya güvenilmemelidir.

Şirket ortağı olmam bütün kefalet şartlarını kaldırır mı?

Hayır. Koşulları varsa eş rızası yönünden istisna uygulanabilir. Bu durum, diğer geçerlilik şartlarını kendiliğinden kaldırmaz.

Kefillikten istediğim zaman çıkabilir miyim?

Kural olarak yalnızca “Artık kefil olmak istemiyorum” demek yeterli değildir. Sözleşmenin süresi, kapsamı ve kanundaki özel sona erme veya dönme sebepleri değerlendirilmelidir.

İlgili Yargıtay Kararları

1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.09.2025 tarihli, 2025/3440 E., 2025/4430 K. sayılı karar

Kira kefaletinde azami tutar ve kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla belirtilmemesi nedeniyle geçersizlik; kira alacağının ilk sözleşme dönemi içinde doğmasının bu eksikliği gidermemesi hakkındadır. Karar, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozma niteliğindedir.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.05.2006 tarihli, 2006/6-346 E., 2006/300 K. sayılı karar

Uzayan kira dönemlerinde kefilin sorumluluğunun devamı için sözleşmede açık düzenleme bulunması ve sorumluluğun azami süre ile tutar bakımından belirlenmesi ilkesine ilişkindir. Eski kanun dönemine ait bu ilkeye, güncel kararlarda da atıf yapılmaktadır.